|
Saf Arısütü "Gençlik İksiri", "Hayat İksiri", gibi tanımlamalarla yüzyıla yakın zamandır bilinmektedir. Ancak yakın geçmişte besleyicilik üstünlüğünün yanında içerdiği Hayatsal değerleri de bilimsel çalışmalar sonucu başta A.B.D. ve Uzakdoğu olmak üzere birçok ülkede saptanarak yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Düzenli kürler uygulanarak kullanılması halinde;
1 - Yorgunluk, halsizlik, bitkinlik ve çalışma isteksizliklerini gidererek organizmaya aktivite kazandırır. Enerji açığını kapatır.
2 - Beyin performansı gerektiren durumlarda özellikle öğrencilerin sınav dönemlerinde daha başarılı olmalarında, yorgunluk ve endişe duymamalarında yardımcı olur.
3 - Üstün hücre yenileyici özelliği nedeniyle yaşlanmayı geciktirir ve çocuk sahibi olmak isteyenlere yardımcı olur
4 - Seks performansını en yüksek düzeye çıkartarak dengeli bir seks yaşantısının sürdürülmesi ile cinsel isteksizliklerin giderilmesine yardımcı olur.
5 - Sporcuların harcadıkları aşırı enerjiyi dengeler, yarışma önceleri yapılan kürlerle vücuda mukavemet ve aktivite kazandırarak sporcunun öz enerjisini en rantabl bir şekilde kullanması için beyin-beden uyumunu sağlar.
6 - Yaşlılıkla oluşan damar sertliğinin tedavisi, bitkinlik ve yaşama isteksizlikleri ile kandaki kolesterol-lipid seviyesinin ayarlanmasında yardımcı olur.
7 - Anemi (kansızlık) ve ağır kan kayıplarında organizmanın yeterli kan üretimini sağlar.
8 - Hastalıkların ve ameliyatların iyileşme dönemlerinin çabuklaştırılması ile zaafiyetlerde, nekahat dönemlerinde vücudun gıda rejimini desteklemek amacıyla kullanılmaktadır.
9 - Mide-barsak sistemine ait hastalıklarda ( Kolit-Ülser-Gastrit )
10 - Böbrek ve idrar yolu hastalıklarında
11 - Karaciğerin fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremediği durumlarda ve alerjik rahatsızlıklarda,
12 - Solunum sistemi hastalıklarında ( Tüberküloz, Astım, Bronşitte )
13 - Saç dökülmelerinde, saçlı ve saçsız derinin değişik hastalıklarında,
14 - Bayanların regl dönemlerindeki düzensizlik ve ağrıların giderilmesinde,
15 - Özellikle menapoz ve andrepoz dönemlerinde kadın ve erkeklerdeki yaşlanmaya bağlı şikayetlerin giderilmesinde,
16 - Vücut organlarının deforme olmadan orjinal şekillerinin korunmasında ( özellikle bayanların göğüslerinde ) süt verme fonksiyonunun arttırılmasında ve özel cilt bakımlarında,
17 - Hamilelerde gebeliğin sağlıklı geçmesinde, fetusun ve annenin sağlıklı beslenerek zararlı etkilerden korunmasında,
18 - Bebeklerin çabuk ve sağlıklı gelişerek ruh ve beden bütünlüğünün sağlanmasında,
19 - Çocuklarda görülen gelişim güçlükleri, kemik ve kas kuvvetsizliklerinde,
20 - Erken bunama, hafıza kaybı, zeka geriliği, alkolizm gibi rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olarak,
21 - Zayıflama rejimlerinde dengeli bir beslenme temin ederek vücut direncini arttırmada,
22 - Çocuklarda görülen gece işemelerinin tedavisinde,
23 - Şeker hastalığının tedavisine yardımcı olarak
24 - Romotoloji (KANSER) tedavisinde Kemoterapi ve Radyoterapi tedavisini destekleyici olarak yaygın şekilde pek çok ülkede kullanılmaktadır.
Hayvansal ürünlerin en değerlisi hiç kuşkusuz, enerji ve vitamin kaynağı, her derde deva olan Royal Jelly, ya da dilimizde çok doğru bir adlandırma ile Arı Sütü’dür. Çünkü kelimenin tam anlamıyla işçi arıların bebeklere ve kraliçelerine verdikleri özel bir süt, ARI SÜTÜ! Bunu anlamak için olağanüstü bir düzenin hakim olduğu kovan yaşamına bir göz atmak yeterli. Kraliçeye özel besin… Kovan düzeninde işçi arıların ilk görevleri, petekleri temizlemek; 6. günlerinden başlayarak 12. günlerine kadar da arı sütü üreterek bebekleri beslemektir. Bal ve polenle beslenen genç işçiler arı sütü `nü, bu dönemlerinde boyunlarında aşırı büyüyen tükürük bezlerinde üretiyor, sonra kusarak beyazımsı bir sıvı halinde peteklere dolduruyorlar. Arı sütü’nün doğal haliyle tadı çok keskin olduğundan bizler için genellikle bal ile yumuşatılarak hazırlanıyor. Prof. Dr. Kadriye Sorkun arı sütünün önemni anlattığı makaleye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. http://www.radikal.com.tr/yasam/ari_sutu_mucizesi_omru_uzatiyor-893939 Dr. Yasemin Bradley arı sütü ve propolisin gebelik ve kanserle mücadeledeki etkisini şöyle açıklıyor: http://www.gazetevatan.com/dr--yasemin-bradley-736520-yazar-yazisi-dunya-ari-urunleriyle-tedaviyi-konusuyor/
Kraliçe arının evi olan peteklerin her birinde 250-300 mg. arı sütü bulunuyor. Normal larvalar yaşamlarının ilk üç gününde arı sütü ile besleniyor, daha sonra normal beslenmeye başlıyorlar. Sadece kraliçe arı olmaya aday olanlar ömür boyu arı sütü ile beslenmeye devam ediyorlar. Arı sütü, öyle güçlü ve komple bir gıda ki, kraliçe arıyı, işçilerin iki misli büyüklüğüne ulaştırıyor. Ayrıca işçi arının 6 haftalık ömrüne karşı kraliçe arı, yani arıbeyi 6 yıl yaşıyor ve her gün 2000 yumurta üretiyor. Olağanüstü bir formül… Arı sütü, mineral , vitamin ve aminoasitli doğal içeriği ile her derde deva, süper bir gıda. Arı sütü sayesinde hücreler yenileniyor, metabolizma düzenleniyor, bağışıklık sistemi ve savunma sistemi güçleniyor, enerji yükseliyor. Ayrıca, akne ve sivilce gibi cilt sorunlarını gideriyor, anoreksi, anemi ve cilt çatlaklarını tedavi ediyor, saçı besliyor, hormonal dengeyi sağlıyor. Günde 50 - 100 mg. kullanımı kolesterolü düşürmeye yetiyor. Ayrıca doğal olarak mikrop üretimine engel olan maddeler içerdiği için uzun süre tazeliğini koruyabiliyor. Bu özellikler sadece doğal ve katkısız arı sütü ‘nde bulunuyor. Çünkü arı sütü analiz edilerek laboratuarlarda üretilse bile hala insanoğlunun göremediği moleküller yüzünden asla arı sütü `nün aynısı yapılamıyor. Örneğin arı sütü’nden başka hiçbir yerde bulunmayan özel bir protein içeriyor. Çeşitli literatürlerde ortak olarak, arısütünün çeşitli iltihabi hastalıklarda, nefes darlığında, karaciğer yağlanmasında, eklem hastalıklarında, zayıflık ve halsizliklerde, sinirsel ve fiziksel yorgunluk hallerinde, mide bağırsak hastalıklarında, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, sinirsel ve ruhsal bozukluklarda, yaşlılık durumunda, üreme ve cinsel problemlerin giderilmesinde başarıyla kullanıldığı belirtilmektedir. Arı ürünlerinin düzenli ve uygun dozlarda kullanımı ile kalp, damar, sinir, sindirim ve savunma sistemleri güçlenir ve hastalıklara karşı vücudun direncini arttırır. T1 ve T2 savunma hücrelerinin arttığı da tespit edilmiştir. Diabetlerde düzenli ve uygun biçimde kullanıldığında inüsilin kullanımını yarı yarıya düşürebildiği belirlenmiştir. Arı sütü kozmetik sanayiinde de doku ve cildi yenileyici, deriyi gerdirici, derinin yağ sekrasyonunu düzenleyici etkisi göz önünde bulundurularak kullanım alanı bulmaktadır. Yanıklarda kullanılan dermatolojik krem ve merhemlere genellikle %0.05-1 oranında arı sütü katılmaktadır. Arı sütü genel olarak vücutta hücre yenilenmesi, üretimi (hücre) ve metabolizması üzerinde etkili olduğundan organizmanın bütün dokularında canlılık ve bunun sonucunda sağlık, enerji, bağışıklık ve dinçlik meydana getirir. Bu yönüyle akla gelebilecek bütün sağlık problemlerinde önemli düz eyde motivasyon sağlar. Arı Sütünün Bazı etkileri... Kanser tedavisinde bağışıklık sistemini kuvvetlendirmesi ve kanserli hücreleri baskılayıp sağlıklı hücrelerin yenilenmesi açısından destek tedavi olarak kullanılmaktadır. Yorgunluk, bitkinlik ve halsizlik durumlarının ortadan kaldırılmasında etkili, Kadın ve erkeklerde cinsel isteği arttırıcı, Astım ve bronşitte faydalı olabilmektedir, Beyin performansını arttırıcı, Propolisle birlikte kullanıldığında bronşit ve benzeri rahatsızlıkların tedavisinde yardımcı, Damar sertliğine karşı etkili, Anemi ve ağır kan kayıplarında organizmanın kan üretimini sağlar, Hastalıkların iyileşme sürecinde hızlandırıcı, Mide- Bağırsak sistemini düzenleyici, Böbrek ve idrar yolları hastalıklarında etkili, Karaciğer fonksiyonlarını düzenleyici, Solunum yolu hastalıklarında etkili, Deri hastalıklarında etkili, saç dökülmesini engelleyici, Menapoz ve andrepoz dönemi etkilerini azaltmada yardımcı, Kadınlarda regl döneminde olan ağrı, kasılmaları azaltır ve fazla kanamayı düzenleyici, Çocuk gelişiminde faydalı, kas ve kemiklerin güçlenmesinde etkili, Çocuklarda alt ıslatmalarında etkili... Arı sütü kemik erimesinin önlenmesinde ve yavaşlatılmasında çok büyük oranda yardımcıdır. Hamile kalma yada bırakma yönünden sorun olsun yada olmasın kaliteli yumurta ve sperm oluşumunda etkilidir. Hafızayı güçlendirir. Unutkanlığı giderir. Alzheimer ile mücadelede etkin bir destektir. Sporcular ve egzersiz yapanlar için vazgeçilmez gıda ve doğal dopingdir.
Arı Sütü ile ilgili dünya çapında yapılan araştırmalardan bazıları...
Arı sütünün insan ve hayvanlar üzerinde etkilerini belirlemek amacıyla birçok çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışmalardan bazıları şunlardır;
-Sohag Universitesin'de Jinokoloji Bölümünde Dr.Abdelhafiz ve Dr. Muhamad tarafından yapılan geniş bir deneyden sözediliyor. Buna göre spermde kalite ve hareket eksikliği sorunu yaşayan 99 çiftin yarısına arı sütü veriliyor. Diğerlerine normal tedavi uygulanıyor. 2 Aylık bir süre sonunda, arı sütü kullananlar arasında 23 hamilelik, diğer grupta ise 7 hamilelik gerçekleşiyor. Araştırmanın sonuç kısmı şöyle: Arı Sütü kullanımı gebelik oranını yaklaşık 3.3 kata kadar artıran basit ve etkin bir çözümdür. (Aşağıdaki linke tıklayarak araştırma sonuçlarını görebilirsiniz)
http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18222449
Biyolog Dr. Mateescu: Arı Sütü Yaşam İksiri (aşağıdaki linke tıklayınız)
http://www.haberler.com/biyolog-dr-mateescu-ari-sutu-yasam-iksiri-3970510-haberi/
Prof. Dr. Kadriye Sorkun Arı Sütünün önemini şöyle açıklıyor:.. (aşağıdaki linke tıklayınız)
http://pazarvatan.gazetevatan.com/yazardetay.asp?yaid=72&hid=19303&yaz=Dr_Yasemin_Bradley
-Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Aysun Çetin yaptığı açıklamada; “Arı sütüyle ilgili pek çok çalışma yapılmış, kanseri önlediği ortaya konmuş ama kanser tedavisindeki yeri ile ilgili yeterli çalışma yapılmamıştır. Biz arı sütünün kanser tedavisindeki etkinliğini araştırıyoruz. Bulgularımız gerçekten çok güzel ve ümit verici” dedi.
Bronşial astım, akciğer hastalıkları, uykusuzluk, mide ülseri , böbrek hastalıkları, kırıkların daha hızlı iyileştirilmesi, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesi, sindirim sistemini sağlıklı tutmak, üreme ve boşaltım sistemini korumak, ruhsal, zihinsel (mental) dayanıklılığı arttırmak, düşük tansiyon, metabolizmayı canlandırmak, enerji vermek, yorgunluk, strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılık, sinirsel ve ruhsal dengenin kurulması, kanser oluşumunu önleyici, damar sertliği ve yüksek kolestrolü önleyici etkileri olan bu mucizevi ürünün kullanılmasını tavsiye etmektedir…
-Harran Üniversitesinde yapılan araştırma, erkek farelerde arı sütünün bazı spermatolojik özellikler üzerine etkisini belirlemek amacını taşıyordu. Çalışmada, 20 adet Swiss albino ırkı ergin erkek fare (25±5 g, 3 aylık) kullanıldı. Çalışmada deney hayvanlarına bir hafta süre ile serbest yemleme ve su verildi. Deney grubuna (n=10) mide içi tüple 240 µl distile su içinde 20 µl arı sütü 60 gün süreyle verildi. Kontrol grubuna (n=10) mide içi tüple sadece distile su verildi.
Sonuç olarak, arı sütünün spermatozoa yoğunluğu ile spermatozoa motilitesini artırarak anormal spermatozoa oranını ise azaltarak sperma kalitesini olumlu olarak etkileyebildiği tespit edilmiştir.
http://veteriner.fusabil.org/text.php3?id=461
-Arı Sütü'nün doğurganlık üzerindeki etkilerini araştıran genetik doktoralu uzman Bogdan Tetkavcic, arı sütü ve polen'in düzenli kullanımında kadınlardan çoğunda yumurtlama dönemi sorunlarının ortadan kalktığını belirtmiştir. Bir başka araştırmada da Arı Sütü ve Polen kullanan erkeklerde sperm sayısındaki önemli artış dikkat çekmiştir.
http://natural-fertility-info.com/royal-jelly.html
-Yine Arjantin’de yapılan bir başka araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren diyet uygulanmış ve iki gruba ayrılarak grubun birine arısütü verilmiştir. Deney sonucunda kontrol grubunun kanındaki kolesterol düzeyi ortalama % 1,37 olarak belirlenirken arı sütü verilen grupta bu değer ortalama % 0,68 bulunmuştur. Ayrıca aynı denemede kroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arısütü alan bu grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.
-Çin’de yapılan başka bir denemede, deney hayvanlarına tümör oluşumuna neden olan antijen verilmiş ve iki gruba ayrılmıştır. Grubun birine arı sütü verilmiş diğerine verilmemiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldüğü halde arı sütü alan gruptaki hayvanlarda ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlayıcı niteliktedir.
-Arı sütünün kan yağları yüksek insanlarda, serum yağ seviyelerinde azalmaya sebep olduğu gösterilmiştir. Çukurova Üniversitesi Ziraat ve Tıp Fakültelerinde, Kaftanoğlu ve Tanyeli tarafından yapılan bir araştırmada "lösemi, lenf bezi kanseri ve karaciğer kanseri" olan ve 4-7 yaşları arasındaki sekiz çocukta, tedavi ile beraber l g/gün olarak kahvaltıdan önce ağızdan verilen arı sütü ile yapılan takipte, kanda lökosit (beyaz küre), parçalı lökosit ve lenfositlerin dikkati çekecek derecede arttığı, çocukların genel durumlarının düzeldiği ve kilo aldığı bildirilmiştir.
-Japonya’da 54 farklı hastalık üzerinde yapılan uygulamalarda ortalama % 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirmektedirler. Aynı araştırıcılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellediğini de belirtmektedirler.
Çeşitli literatürlerde ortak olarak, arısütünün çeşitli iltihabi hastalıklarda, nefes darlığında, karaciğer yağlanmasında, eklem hastalıklarında, zayıflık ve halsizliklerde, sinirsel ve fiziksel yorgunluk hallerinde, mide bağırsak hastalıklarında, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, sinirsel ve ruhsal bozukluklarda, yaşlılık durumunda, üreme ve cinsel problemlerin giderilmesinde başarıyla kullanıldığı belirtilmektedir.
Arı sütünün çeşitli iltihabi hastalıklarda başarı ile kullanılabileceğini destekleyen bir çalışma da Bulgaristan’da yapılmıştır. 125 iltihabi hastalık üzerinde yapılan araştırmada arı sütünün organizmada immino-biyolojik aktiviteyi arttırarak hastalığın önlenebileceği sonucuna varılmıştır.
Arı sütünün karaciğer yağlanmasını önleyebileceği destekleyen unsur yapısında bol miktarda asetil kolinin bulunmasıdır. Çünkü asetil kolin ile yağlanma arasında negatif korelasyon vardır.
Arı sütünün 50-100 mg dozu bile total kolesterol düzeyinde % 14 lipit düzeyinde ise % 10 azalma sağlanabilmiştir. Ayrıca arı sütünün yüksek dozlarda kullanımı antiviral etki oluşumuna neden olduğundan gribe karşıda oldukça başarılı sonuçlar alınmıştır.
Başka bir araştırmacı da arı sütünün görme bozukluklarında ve görme yeteneğini artırmada önemli derecede etkili olabileceğini deneylerle belirlemiştir.
İnvitro (laboratuar) çalışmalar, arı sütünün yapısında bulunan 10 HDA ‘nın antibiyotik etkiye sahip olduğunu desteklemektedir. Bu antibiyotik etki E.coli, Salmonella, Proteus, Basillus suptillis ve Saureus mikroorganizmalarına karşı kanıtlanmıştır. Bu konuda yapılan bir çalışmada arı sütünün 0,5 mg ve 1 mg miktarları bakteri gelişimini inhibe ettiği görülmüştür. Ayrıca bazı antibiyotiklere kıyasla bakteriler üzerinde daha etkili olabileceği gözlenmiştir .
-Arı sütünün kan yağları yüksek insanlarda, serum yağ seviyelerinde azalmaya sebep olduğu gösterilmiştir. Çukurova Üniversitesi Ziraat ve Tıp Fakültelerinde, Kaftanoğlu ve Tanyeli tarafından yapılan bir araştırmada "lösemi, lenf bezi kanseri ve karaciğer kanseri" olan ve 4-7 yaşları arasındaki sekiz çocukta, tedavi ile beraber l g/gün olarak kahvaltıdan önce ağızdan verilen arı sütü ile yapılan takipte, kanda lökosit (beyaz küre), parçalı lökosit ve lenfositlerin dikkati çekecek derecede arttığı, çocukların genel durumlarının düzeldiği ve kilo aldığı bildirilmiştir.
Arı sütü kozmetik sanayiinde de doku ve cildi yenileyici, deriyi gerdirici, derinin yağ sekresyonunu düzenleyici etkisi göz önünde bulundurularak kullanım alanı bulmaktadır. Yanıklarda kullanılan dermatolojik krem ve merhemlere genellikle asgari %0.05 oranında arı sütü katılmaktadır.
Arı sütü genel olarak vücutta hücre yenilenmesi, üretimi (hücre) ve metabolizması üzerinde etkili olduğundan organizmanın bütün dokularında canlılık ve bunun sonucunda sağlık, enerji, bağışıklık ve dinçlik meydana getirebilir. Bu yönüyle akla gelebilecek bütün sağlık problemlerinde önemli düzeyde motivasyon sağlayabilmektedir.
Arı sütü kalp rahatsızlıklarından kansere kadar bir çok hastalıkta vücudu güçlendirmek, bağışıklık sistemini uyarmak amacıyla kullanılmaktadır. Özellikle yoğun antibiyotik kullanan radyoterapi ve kemoterapi olan hastalarda muhtemel karaciğer ve böbrek zararlarını önleyebilmekte, fonksiyonlarını koruyabilmektedir.
Arı sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan’da 125 iltihabi hasta üzerinde yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara karşı direncin arttırabildiği belirlenmiştir.
Japonya Fujisaki Enstitüsü Hayashibara Biyokimya Labaratuarları'nda tümör taşıyan fareler üzerinde 2003 eylülünde yapılan araştırmalarda arı sütü kullanımıyla farelerin yaşam sürelerinin uzadığı ve DNA hasarlarının azaldığı belirtiliyor. Bu araştırmaya göre, tedavi gören kanser hastalarının karşılaştığı önemli sorunlardan biri olan kemik iliği aktivasyonlarındaki gerileme sonucunda kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin azalmasından arı sütüyle korunmak mümkün.
Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde Mayıs 2011 tarihinde 9 Bilim Adamı tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya Oksidatif İlaçlar ve Hücre Dayanıklılığı başlığı altında uluslararası yayınlarda yer verildi. Ali Karadeniz, Nejdet Simsek, Emre Karakus, Serap Yildırım, Adem Kara, İsmail Can, Fikrullah Kisa, Habib Emre ve Mehmet Turkeli tarafından ger&¸ekleştirilen araştırmada kanser tedavisinde yoğun olarak kullanılan önemli kemoterapi içeriği Cisplatin'in karaciğer ve böbreklerdeki yıkımına karşı arı sütü kullanımı öneriliyor.
sonuç olarak ise şöyle deniyor:
"Sonuç olarak Cisplatin(CDDP) tedavisi karaciğer ve böbreklerde doza bağlı olarak değişik seviyelerde ortaya çıkarırken, deneklerde arı sütü kullanımı bu zararı azaltmıştır. Bu koruma arı sütünün sağlıklı hücrelerin ölümünü azaltıcı etkisinden, antioksidan olması ya da serbest radikalleri temizleyen etkilerinden kaynaklanmış olabilir. Netice olarak, arı sütü kullanımı kemoterapinin karaciğer ve böbrekler üzerindeki toksit etkilerinden korunmada rol oynayabilir."
Yamada ve arkadaşları, arı sütünün insan lenfositlerindeki immünglobülin (Ig) yapımını uyardığını ve meme kanserli hastalarda IgM ve IgG'yi artırdığını göstermişlerdir. Japonya'da National Fisheries Üniversitesi'nden Nagai ve arkadaşları, bal arısı ürünlerinden "bal, arı sütü ve propolis"in antioksidan tesirini araştırmışlar, bu tesirin saf bal ve propoliste, arı sütüne göre daha fazla olduğunu, hücre için toksik olan serbest radikallerin (süper oksit radikali gibi) uzaklaştırılmasında ise, propolis ile arı sütünün en tesirli olduğunu göstermişlerdir.
Japon araştırmacı Oka ve arkadaşları bir çalışmada farelerde 1 g/kg dozda ağızdan verilen arı sütünün tesirlerini inceleyerek, neticede arı sütünün mast hücrelerinden antijene spesifik igE yapımını ve histamin serbestleşmesini baskıladığını, dolayısıyla alerjik reaksiyonların engellendiğini, makrofaj fonksiyonlarının ve hücre cevabının da düzeldiğini, dolayısıyla otoimmünitenin iyileştiğini göstermişlerdir.
Arı sütü, denek olarak kullanılan ateroskleroz (damar sertliği) oluşturulmuş tavşanlarda kan plazmalarında kolesterol ve trigliserid seviyelerini, arter duvarındaki kolesterol birikintilerini azaltır. Normal tavşanlarda ise, kan plazmasının yağ seviyelerine tesir etmez. Yüksek kolesterollü diyetle beslenen hayvanlarda, kandaki kolesterol mikarını azaltabilir. Tavşanlarda cilt yaralarının ve kemiklerin iyileşmesini hızlandırdığı görülmüştür. Farelerde antienflamatuar (iltihap giderici) tesir gösterir. Şeker hastalığı oluşturulmuş denek farelerde, yara iyileşmesini hızlandırdığı, tümör hücre kültürlerinde inhibitör (durdurucu) tesiri müşahede edilmiştir. Koruyucu ve tedavi edici olarak farelerde tümör büyümesini (özellikle sarkom gibi yavaş büyüyen tümörleri) durdurmaktadır.
HDA NEDİR?
Arı sütü bileşiminde tespit edilemeyen diğer maddeler adı altında belirtilen %2-3 civarındaki kısımda ise arı sütünün asıl deva niteliğini taşıyan maddelerin bulunduğu bilim adamlarınca tespit edilmiştir. Bunlardan biri balda dahi bulunmayan, sadece arı sütünde ortalama yüzde 1.8 civarında bulunan HDA ( -10 hydroxy - delta - 2 dekanoik asit)'tir.
Arı sütünün hasat zamanı, coğrafi bölge ve bitki örtüsüne göre HDA oranları yüzde 1.1 ile 2.4 aralığinda değişmektedir. --Kanser Tedavisine Destek boyutu için tıklayınız..
--Gebelik İhtimali üzerindeki etkileri için tıklayınız..
--Güçlü Bağışıklık Sistemi için tıklayınız..
|